Kayıtlar

Aralık, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ELZEM

 Doğrusu; aklıma takılan birçok şey varken, en hafife aldığım boğuyor beni... Nefesimi kesiyor, ıssız bir sokak gibi kimsesiz bırakıyor beni. Ne anlatılıyor, ne dinleniyor. Böylesine imkansız işte, suya hasret deniz misali... İnsana amas veren de bu değil mi? Hissedilmesi imkansız duyguları hissetmek, imkansızı beklemek. Öyle bir anda yetişiyor ki bazı masum tavırlar; Doğu, Batı yer değiştiriyor. Ve insan imkansızı elzem kılıyor. Kim doğru, kim yanlış dinlemeden, kendi kimliğine ulaşıyor... Hep aşka inanmam derdim ya, şuan mutluluktan gülüyorum; iyiki aşka inanmıyorum... Yaşadığım aşk olsaydı eğer sebepsizce zuhur eden ve gerçekliği belli olmayan bir rüya olurdu. Benim yaşadığım elzem, gerçekliğini ruhumla yaşayan ve sessizliğini bozmadan kimliğimle sevişen bayeste...

KİMİMİZ

 Bazı hisler vardır, sana muhtaç olmayan; yani sen kendinde olsan da, olmasan da zuhur eden hisler. Kimi zaman en kimsesiz anında, kimi zaman tarifi olmayan bir renkte gösterir kendini. Öyle bir renk düşün ki; âmâ'nın bile hissettiği, öyle bir aşk düşün ki münafığın bile sulha erdiği. İşte böyle tarifi imkansız hisler sana muhtaç değiller. Zira sen onlara muhtaçsın... Elini buz kesen kabustan, güneşin seni gözetlemediği bir güne uyanırsın ve ansızın galeyana gelir tüm nefretin, . Peki seni tüm bu senaryodan ne kurtarır? Minnet etmeyen hisler... Kimimiz meczup gibi aşkı ararken, kimimiz yalnızlığına sarılıp kendini kollar. Kimimiz sebepsizce gülerken, kimimiz daha ceninken gelen mutsuzluğa gömülür. Kimimiz ise bu kadar farklı ve ayırt edilebiliyor olmamıza rağmen; eşit olmama hissine gömülür. Kim üstün, kim yanlış, kim yoksul bilmem ama mutluluğu bulmak için yelkeni kimsesiz hislere çevir, muhtaç olmayan hislere...

İNANÇ

 Ruhun açlığını ne tamamlar? İçindeki sesin dilinden kim anlar? Aklını kaybetmediğini ne kanıtlar? Senin de benim gibi kendini arada kalmış bile hissetmediğin oluyor mu, hiç yaşamaya yabancı hissediyormusun kendini. Yusuf çok şükretti, Eyüp sabretti, Davut terketti, neden? Çünkü inançları vardı... İnanmayı bırakma sakın! Mutluluğa inan, geleceğe inan, imkanlara inan, yeter ki inan... İnanç verilen en büyük nimet. Nitekim Honore de balcazın da dediği gibi 'kuvvetli bir inançtan başka hiçbir şey, kuvvetli bir iş çıkaramaz'.İnanmayan hissetmez, ne yağmuru nede güneşi, inanan kaybetmez ne aklını ne de kendini.... Sen, inanarak kendini aş; insanlıktan çıkıp kendi insanlığına ulaş, bırak deli desinler. Sen, inanarak aşkı as; yüreğine gem vurup, gerçek amaca kavuş, bırak kendini avutup yalana koştu desinler. Lafım o ki, bırak ne derlerse desinler, son nefesinin vaktini bilmediğin koca bir hayat var, imkansız olsa da mutlu olmaya inan...