ELZEM
Doğrusu; aklıma takılan birçok şey varken, en hafife aldığım boğuyor beni... Nefesimi kesiyor, ıssız bir sokak gibi kimsesiz bırakıyor beni. Ne anlatılıyor, ne dinleniyor. Böylesine imkansız işte, suya hasret deniz misali... İnsana amas veren de bu değil mi? Hissedilmesi imkansız duyguları hissetmek, imkansızı beklemek. Öyle bir anda yetişiyor ki bazı masum tavırlar; Doğu, Batı yer değiştiriyor. Ve insan imkansızı elzem kılıyor. Kim doğru, kim yanlış dinlemeden, kendi kimliğine ulaşıyor... Hep aşka inanmam derdim ya, şuan mutluluktan gülüyorum; iyiki aşka inanmıyorum... Yaşadığım aşk olsaydı eğer sebepsizce zuhur eden ve gerçekliği belli olmayan bir rüya olurdu. Benim yaşadığım elzem, gerçekliğini ruhumla yaşayan ve sessizliğini bozmadan kimliğimle sevişen bayeste...