KELEBEK
Hani gözünde yaş olan, gündüzünde sema, gecende sessizlik olan derin bir yara var ya; işte seni asla yalnız bırakmayan tek şey o yara. İnsan yalnız kalmaktan korkunca yarasını bile seviyormuş, insan hissiz kalmaktan korkunca yarasını bağrına basıyormuş meğer. Geçen bir film izledim 'aşk kelebek gibidir; yaşamayı bilmeyene günlük, yaşayana ise ömürlüktür' diyordu. Ne kadar doğru bir sözmüşte, benliğimin tam ortasına kazınmış. Mesele sadece aşk değil, çünkü ben aşka inanmam, mesele herşey, mesele herkes, mesele benim ta kendim. İnsanın mutlu etmeye çalışacağı kişi bilhassa kendi olmalı, zira kişi kendine değer vermezse; ne yaşadığı şehir, ne de sürdüğü ömür onu adam yerine koymaz. Yazacağım şey çok ama ne benim yazmaya takatim var, nede birilerinin okumaya hevesi. Arkamı yaslayacağım dağ, altında uzanacağım ağaç bile yokken, kimin ömründen, kimin hayatından bahsediyorum ben. Diyeceğim o ki umutlu bir kelebek ol ve değiştirmen gereken şeyler varsa kendinden başla, bilakis kendi...